Hak savunucularına adalet talebimiz devam ediyor

11 insan hakları savunucusunun yargılandığı Hak Savunucuları Davası'nın karar duruşması 19 Şubat’ta görülecek. İki yıldan uzun bir süredir asılsız suçlamalarla yargılanan hak savunucuları, suçlu bulundukları takdirde 15 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilebilir.

Ne yapmışlardı?

Yanlış hiçbir şey yapmadılar. Türkiye’de insan hakları için mücadele ettiler.

Uluslararası Af Örgütü’nün Onursal Başkanı, eski Direktörü ve üyeleri ile kadın hakları savunucularının da aralarında bulunduğu 11 kişi, akla mantığa sığmayan ‘terör’ suçlamalarıyla karşı karşıya. Üstelik, bugüne kadar görülen 10 duruşma boyunca, hak savunucularına isnat edilen suçlara ilişkin güvenilir hiçbir kanıt sunulmadı.

11 insan hakları savunucusunun 2017’de gözaltına alınmasından bu yana, Çinli sanatçı ve aktivist Ai Wei Wei’den Amerikalı aktris ve komedyen Whoopi Goldberg’e kadar dünyanın dört bir yanında iki milyonun üzerinde kişi, hak savunucuları için adalet istedi. Hiçbir şekilde adil olmayan bu davanın sonuna doğru yaklaşırken, siz de sesimize katılın ve 11 aktivistle dayanışma içinde olduğunuzu gösterin! 

Çünkü haklarımızı savunanlar susturulduğunda, hepimiz tehlike altındayız demektir.

Ne zaman gözaltına alındılar, suçlamalar neler?

Uluslararası Af Örgütü’nün o dönemdeki Yönetim Kurulu Başkanı olan Taner Kılıç, 6 Haziran 2017’de sabaha karşı İzmir’deki evinden gözaltına alındı. Üç gün sonra, hükümetin 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden sorumlu tuttuğu “Fethullahçı Terör Örgütü”ne üye olmakla suçlandı ve tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi. Yetkililer, hiçbir kanıt olmadığı halde, Taner’in, Gülen hareketine mensup kişilerin kullandığını söyledikleri ByLock isimli güvenli mesajlaşma uygulamasını indirdiğini iddia etti. 

Yaklaşık bir ay sonra, 5 Temmuz 2017’de, Büyükada’da esenlik ve dijital güvenlik konulu bir çalıştaya katılan 10 insan hakları savunucusu, kaldıkları otelden gözaltına alındı. 18 Temmuz’da, neredeyse iki hafta gözaltında tutulduktan sonra “gizli bir toplantıya katılmakla” suçlanan 10 hak savunucusundan sekizi, tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

İdil Eser, Günal Kurşun, Özlem Dalkıran, Veli Acu, Ali Gharavi, Peter Steudtner, Nalan Erkem ve İlknur Üstün 99 gün cezaevinde tutulduktan sonra, 25 Ekim 2017’de, İstanbul’da görülen ilk duruşmada adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Mahkeme ayrıca, o dönemde cezaevinde olmasına rağmen Taner’in “Büyükada’daki gizli toplantıyı” yönettiğini iddia etti ve bu nedenle, dosyasının İstanbul’a gönderilmesini ve İstanbul’da yargılanan diğer 10 insan hakları savunucusunun davası ile birleştirilmesi istedi. Ertesi gün, 26 Ekim’de İzmir’de görülen duruşmada mahkeme, İstanbul’daki mahkemenin talebini kabul etti ve iki ayrı davanın İstanbul’da görülmek üzere tek davada birleştirilmesine karar verdi. Mahkeme, Taner’in tutukluluk halinin de devamını istedi. Dava o tarihten beri kamuoyunda “Büyükada Davası” olarak biliniyor.

Savcı, dava dosyasına, 10 insan hakları savunucusunun polisin el koyduğu bilgisayarlarında bulunan bilgi ve belgeleri ekledi. Hak savunucularının meşru insan hakları faaliyetlerini gösteren belgeler arasında; Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye’ye biber gazı satışının durdurulması için yaptığı kampanyaya ait belgelerin yanı sıra Uluslararası Af Örgütü’ne ait diğer belgeler, bir insan hakları projesi için fon başvurusu yapıldığını gösteren dokümanlar ve açlık grevindeki öğretmenlerin serbest bırakılması için yapılan kampanyaya ait belgeler var.

Uluslararası Af Örgütü, iddianameye ilişkin ayrıntılı incelemesinde, 11 hak savunucusuna yönelik iddiaların her birine yanıt vermişti.

Son duruşma

Kasım 2019’da görülen son duruşmada mütalaasını açıklayan savcı, Taner Kılıç’ın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan; İdil Eser, Özlem Dalkıran, Günal Kurşun, Veli Acu ve Nejat Taştan’ın ise “silahlı terör örgütüne yardım etme” suçundan mahkum edilmesini istedi. Nalan Erkem, İlknur Üstün, Şeyhmus Özbekli, Ali Gharavi ve Peter Steudtner’ın ise beraatini talep etti.

Mütalaa, iddianamede yer alan ve duruşmalar boyunca asılsızlığı kanıtlanan iddiaları, sanki tüm bir dava süreci hiç yaşanmamış gibi tekrar ediyor.

Karar duruşmasında neler olabilir?

Dava süreci boyunca savcılık, 11 insan hakları savunucusuna yönelik suçlamalara ilişkin kanıt gösteremedi. Adaletin yerini bulması için 11 kişinin her birinin beraat ettirilmesi gerekiyor. Hak savunucularının cezaevinde tutulmak veya yargılanmak bir yana, en başından soruşturmaya bile uğramaması gerekirdi.

19 Şubat’ta mahkeme, savcının ceza talebini görmezden gelebilir ve tüm hak savunucularının beraatına karar verebilir. Benzer şekilde, savcının beş hak savunucusunun beraatını istemesi de bu kişilerin kesinlikle beraat edeceği anlamına gelmiyor. 11 hak savunucusu halen mahkum edilme ve cezaevine gönderilme riski altında bulunuyor.

Tutuklu yargılandıkları süre göz önüne alınarak yeniden cezaevine konulmasalar bile, 11 hak savunucusunun herhangi biri hakkında mahkumiyet kararı verilirse, bu hem yargılanan hak savunucularına hem de Türkiye’deki bağımsız sivil topluma büyük bir darbe olacaktır.

11 hak savunucusundan dördü avukat. Mahkum edilmeleri ve mahkumiyet kararlarının onanması halinde avukatlık ruhsatlarını kaybedebilir ve mesleklerini icra edemeyebilirler.

Mahkemenin vereceği karar her ne olursa olsun bu karar büyük olasılıkla temyize götürülecek ve üst mahkeme tüm hak savunucularını beraat ettirene kadar risk altında olacaklar. Temyiz süreci ise yıllar sürebilir.

Dünyanın dört bir yanında insan hakları savunucularıyla dayanışma gösterildi

Dava, tüm dünyada yakından takip ediliyor ve 11 hak savunucusuna dünyanın dört bir yanından destek veriliyor. Bugüne kadar 2 milyonun üzerinde kişi, hak savunucularının serbest bırakılması ve haklarındaki asılsız suçlamaların düşürülmesi için imza kampanyasına katıldı.

Dünyanın çeşitli yerlerindeki hükümetler, kurumlar ve siyasi temsilcilerin yanı sıra Zoë Kravitz, Ben Stiller, Mark Ruffalo, Whoopi Goldberg, Zach Galifianakis, Annie Lennox, Bono, Peter Gabriel, Juliette Binoche, Jane Birkin, Angélique Kidjo, Patrick Stewart, Sting, Catherine Deneuve ve Ai Weiwei’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı ve ünlü, tutuklu yargılandıkları dönemde hak savunucularının serbest bırakılması ve suçlamaların düşürülmesi için çağrı yaptı. 

Ne yapabilirsiniz?

Dünyanın dört bir yanında sergilenen uluslararası dayanışma 11 hak savunucusu için daima çok değerli oldu ve onlara çalışmalarını sürdürme cesareti verdi. 19 Şubat’ta görülecek karar duruşması öncesinde hak savunucuları için dayanışma mesajı yazabilir, ayrıca bu sayfayı paylaşabilir ve tweet atabilirsiniz.

Kendi destek mesajını yazmadan önce bakabileceğiniz örnekler şöyle:

  • Hak savunucularının yanındayız! Size açılan bu dava hepimizin özgürlüğünü yargılıyor. Dayanışmayla, 19 Şubat’ta sadece beraat bekliyoruz. 
  • İnsan hakları ve insan hakları savunucuları yargılanamaz. Bu mesnetsiz davada tek adil karar hepinizin beraati. 19 Şubat’ta yanınızdayım.
  • Maruz kaldığınız davada sadece hak savunucuları değil, özgürlüklerimiz de yargılanıyor. Hepinizin beraatiyle sonuçlanması gereken bu davada sizlerin ve insan haklarının yanındayız.

Tweet:

  • İki buçuk yıldır süren #BüyükadaDavasında tüm suçlamaların asılsız olduğu bir bir ispatlandı. 11 hak savunucusunun yargılandığı davadan çıkabilecek tek adil karar hepsinin beraat ettirilmesidir. #HepsineBeraat #HakSavunucularıİçinAdalet 
  • 11 insan hakları savunucusunun 2017’den beri yargılandığı davada karar duruşması 19 Şubat’ta. İki buçuk yıldan beri ortadaki tek gerçek şu: Yanlış hiçbir şey yapmadılar; hak savunucuları suçsuzdur! #HepsineBeraat #HakSavunucularıİçinAdalet
7135 İMZA İMZALA
Eylemi Paylaş:
111 2