Onlar için hiçbir yer güvenli değil!

 

Uluslararası Af Örgütü Eylül 2018 ile Eylül 2019 arasında, beş kıtaya yayılan 22 ülkede Uygur, Kazak ve diğer etnik gruplara mensup 400 civarında kişiden bilgi topladı. Yüz yüze görüşmeler ve güvenilen Uygurların yer aldığı kapalı bir grupta dolaşıma sokulan internet anketi aracılığıyla elde edilen bu tanıklıklar, yurt dışındaki Uygurların her gün tacize uğradığını ve korku duyduğunu gösteriyor.

Uluslararası Af Örgütü topladığı tanıklıklara dayanarak, buna benzer dokuz vakanın altını çizen araştırmanın sonuçlarını yayımladı. Tanıklıklar, kişilerin Çin’in diplomatik makamları ve Çin devletine bağlı ajanlar tarafından tehdit ve taciz edildiğini, bu kapsamda Sincan’a geri gönderilmekle veya Sincan’daki yakınlarının gözaltına alınma ihtimaliyle tehdit edildiğini, hatta bazı uç durumlarda ölüm tehditleri aldığını gösteriyor. Bu türden tacizlere bir son verilmelidir; çünkü hiç kimse ailesinden ayrı kalmaya zorlanamaz ve korkutma politikalarına maruz bırakılamaz. Bu durum, kişilerin Sincan’da kaybolan yakınlarıyla ilgili güvenilir bilgi alamamaktan kaynaklanan şiddetli stresi daha da artırmaktadır.

Çin ve dünyanın geri kalan yerlerinde yaşayan Uygurlar, Kazaklar ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik gruplara yönelik baskılara derhal son verilmesi için imza kampanyamıza katıl.

Uygur, Kazak ve çoğunluğu Müslüman diğer grupların Türkiye'de ve dünyanın geri kalanında tekrar güvende hissedebilmeleri ve hükümetimizin Çin'e siyasi kampları kapatması çağrısında bulunması için bize katıl!

 

EK BİLGİ

Çin’in ülkenin kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde (Sincan) yaşayan Uygurlar, Kazaklar ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik gruplara yönelik daha önce benzeri görülmemiş toplu gözaltı politikalarını başlatmasından bu yana neredeyse üç yıl geçti.

Uluslararası Af Örgütü ile diğer sivil toplum örgütleri ve basın kuruluşları 2017’den beri çeşitli kaynaklardan tahmini olarak 1 milyon Uygur, Kazak ve diğer etnik gruplara mensup kişinin Sincan’daki “eğitim yoluyla dönüştürme” adı verilen merkezlerde tutulduğuna ilişkin güvenilir bilgiler alıyor. Daha önce kamplarda tutulan kişilerin tanıklıkları, uydu görüntüleri ve basına sızan belgeleri kapsayan bu bilgiler, söz konusu kampların aslında insanların “beyin yıkama” olarak tarif ettikleri uygulamalara, işkenceye ve diğer türde kötü muameleye maruz kaldıkları siyasi “yeniden eğitim” kampları olduğunu ortaya koyuyor. Ancak Sincan’da yaşananların gerçek boyutları ve niteliği, Çin'in şeffaflık politikası izlememesi nedeniyle halen tam olarak bilinmiyor. 

Üstelik toplu gözaltı uygulamaları sadece Sincan'dakileri etkilemiyor. Sızan belgelerden Çin’in diğer ülkelerde yaşayan Sincan asıllı Uygurları, Kazakları ve diğer grupları da hedef aldığı açıkça anlaşılıyor. Belgelere göre Çin, yurt dışındaki Çin büyükelçiliklerinden ve konsolosluklarından ilgili ülkelerde ikamet eden bu gruplara mensup kişilerin bilgilerini toplamalarını istedi. Diaspora topluluklarının üyeleri, Çin’in kendilerini takip etmek için gösterdiği ısrarlı çabalardan son derece olumsuz etkilendi. Yurt dışında yaşayan Sincan asıllı dokuz kişinin tanıklıkları, bu durumu gözler önüne seriyor. 

Detaylı bilgi için: amnesty.org.tr

882 İMZA SONA ERDİ
Eylemi Paylaş:
111 2